Gün bitti! El ayak çekildi ama ben 2 satır yazmadan yatmayacağım. Çünkü bu blogun varoluş sebebine ihtiyacım var şu anda...
Kendimi yabancı filmlerdeki bağımlıların terapi gruplarında konuşma yapıyor gibi hissediyorum. Loş bir oda, daire biçiminde düzenlenmiş sandalyelerine oturmuş bir grup... Herkes sırayla öyküsünü anlatıyor ve itiraf ediyor; "ben bağımlıyım..." !
Saat 18.30'a kadar her şey normaldi. Aslında akşam üzeri toplantı uzamasaydı, çocukların dişçi randevusu da geç saatlere sarkmayacak ve ben de bu kadar acıkmayacaktım.
Hafta sonları bizdeki sofralar biraz daha özel olabiliyor zaman zaman çünkü yatılı çocuklarımız evde oluyorlar. Bu akşam da balık yapacağız, babaanne ve dedemiz de davetli... Sofraya oturmamız 19.30'u buluyor, iyice acıkıyorum. Servis yapıyorum ama amacım kendimi unutturup balık yememek; çünkü 3 gün protein yooookkkk! Salata ile başlıyorum, ikide bir unutulmuş bir şeyler var gibi kalkıyorum sofradan ama ne büyük oğlumun, ne de eşimin gözünden ve dilinden kurtulamıyorum. Misafir de var; ayıp! Oturup bir güzel balık yiyiyorum (biiiiiiiirrr)...
Bu kadar mı? Hayır!
Ortanca oğlum soruyor; "anne çayın yanında tatlı ne var?" E, alıştı çocuk her hafta geldiğinde değişik tatlılar bulmaya ama evde tatlı falan yok! N'olacak? Anne kalkacak, "yalan dünya" dizisinin özeti bitmeden; bi acele evde bulduğu en kolay malzemeden tatlı yaparak çocukların beklentisini boşa çıkarmayacak: Bol cevizli un helvası... Her zamanki gibi elinin ayarı olmadığından; 5 kişilik diye başladığı tatlı tencereden taşacak, alt-üst ve yan komşulara da ikram edilecek.
"Aferin de; oğlun istedi yaptın, konu komşuya da ikram ettin de sen ne diye yersin?" diye sormazlar mı insana... (ikiiiiiiiiii)
Sormasınlar. Cevabım yok çünkü...
Ya da cevabım şu olabilir mi; "ben bağımlıyım..."
Ve yarın akşam için eşim plan yapıyor; önce yemek yiyelim, sonra sinemaya gidelim diye... (üüüüüçççççç)
Kısacası; yandı gülüm keten helva!
not 1: "Bir anne, ve bir es icin, boyle dietler bence biraz imkansiz" diyen incebelli; kulakların çınlasın...
not 2: Selinka, sen programa devam et; ben bu gidişle 3 gün değil, 5-6 gün geriden sana yetişmeye çalışacağım :(((
not 3: "üşenme, erteleme, vazgeçme" miydi o kitabın adı?
6 yorum:
hic sıkma pişmanlık yok canım,
bende agırdan gidiyorum,dr umu bekliyorum
bu arada fazla gitmeyim diye kendileri
sallantıda kal dedi bende sallanarak gitmekle meşgulüm üzülme tam daha başlamadım yani o 3 gün cok zor biliyorum,ama imkansız degil,3 gün sebze yemeye calışınca öyle bir diyet boşalması bendede olur malesef üzülme bünye bu sefer böbreklerle
strese girip daha cok su tutuyor,bizim hatamız cok pişman olup,sonrada salıverip gitmek,bende kendime ne üzül nede bırak dedim bu sefer:)))hepimize kolay gelsin aslında gercekten terapiye ihtiyacımız var:))))sevgilerimle terazim:)))))
balık sağlıksız bi yiyecek değil ki ???
Herhalde belli bi diyet yapıyorsun protein olmadığına göre...Herşey gönlünce olsun ama bu kadar harap etme kendini, helvaya hayır de ama balık yediğin için suçluluk duyma...
İnşallah en kısa sürede gelirsin ideal kilona.
Yedilklerine afiyet olsun, yağ olmasın erisin gitsin.
Dün geride kaldı bugün akşama kadar uymuşsundur umarım. Akşamki yemek ve sinema faslını da atlandın mı geçmişi unut geleceğe bak...
Selinka sağol. Aslında sorun ortamı bozmamaktı başlangıçta ama helvanın mazereti yok tabii!
Neyse, geçti... Bugün azottan arınma programının 2. günü bitti. Tam gaz devam...
Sevgiler :)
Evet asortik kuzu (ben işte); balığa bayılırım aslında ama bir azottan arınma programı bu (linkini yazımda vermiştim)ve süt- yoğurt-peynir dışında hayvansal protein yok 3 gün...
Dileklerine hepimiz için "amin" diyorum :)
Aysel'cim teşekkürler...
Kendime devamlı şunu söylüyorum:
"Tökezleyebilirsin, hatta düşebilirsin; fakat bütün çeldiricilere, engellere ve engellemelere rağmen, geri dönmek yok! Kalkıp yürümeye devam edeceksin..."
Bu sene bu iş olacak! Hep beraber başaracağız inşallah :)
Yorum Gönder