Dikkat! Dikkat!
Mehtap'la yine yeni yeniden...
Yeni listesini yayınladı; yarın sabah tartılıp Mehtap'a yazıyorsunuz ve başlıyorsunuz: burada...
"Geçen sefer kaçırmıştım" diyenler, haydi TAM ZAMANI !
28 Şubat 2012 Salı
27 Şubat 2012 Pazartesi
. . .
Cuma akşamı eşim iş seyahatinden dönene kadar FULL MOTİVASYON ve FULL TEMPO giden programım, sevgili eşimin dönüşüyle tepetaklak oldu!
Hafta sonu fecaatti! Çok ama çok yoğundu işlerim. Her şeye yetişmeye çalışmaktan yoruldum, gerildim ve bilerek, isteyerek, dileyerek; programımı katlettim!
Bu sabah kalktığımdan beri de bu depresif halim devam etmekte... Evde dünya kadar yapılacak iş bi tarafta, ofisten eve getirdiğim bi dünya dosya işi diğer tarafta... Çarşıda halledilmesi gereken işler, kişisel bakımımla ilgili yapmam gerekenler de cabası...
Ben n'apıyorum; oturdum blog yazıyorum!
Canım hiçbir şey yapmak istemiyor, gidip akşama kadar uyumaktan başka...
! ! !
Of! Depresyon iznine çıkıyorum!
1 Mart'daki güncellenmiş etkinlik yazıma kadar bana müsade...
Hafta sonu fecaatti! Çok ama çok yoğundu işlerim. Her şeye yetişmeye çalışmaktan yoruldum, gerildim ve bilerek, isteyerek, dileyerek; programımı katlettim!
Bu sabah kalktığımdan beri de bu depresif halim devam etmekte... Evde dünya kadar yapılacak iş bi tarafta, ofisten eve getirdiğim bi dünya dosya işi diğer tarafta... Çarşıda halledilmesi gereken işler, kişisel bakımımla ilgili yapmam gerekenler de cabası...
Ben n'apıyorum; oturdum blog yazıyorum!
Canım hiçbir şey yapmak istemiyor, gidip akşama kadar uyumaktan başka...
! ! !
Of! Depresyon iznine çıkıyorum!
1 Mart'daki güncellenmiş etkinlik yazıma kadar bana müsade...
20 Şubat 2012 Pazartesi
Hafifliyorum1 : Diyet Geçmişim*
Yıllar önceki düşüncemdi; gün gelecek zayıflayacak, diyet bloguma nokta koyacak ve ne zamandır istediğim yemek blogumu açacaktım. Yemek blogum olduğunda da, meşhur "#Ye" etkinliklerine katılacaktım.
Yıllar geçti, yemek blogu açamadım ve hiçbir zaman bir etkinliğe katılmadım.
Fakat şimdi, geçen postumda yazdığım vesileyle, biz diyet bloggerları da bir çeşit etkinlik başlatıyoruz: "Hafifliyorum1: Diyet Geçmişim"
Diyet blogu sahipleri veya hayatının bir döneminde diyetle hayatı kesişmiş olanlar; "şimdiye kadar hayatınıza giren diyetleri, beslenme modellerini ve zayıflamak için başvurduğunuz yöntemleri" paylaşmak ister misiniz?
Eğer cevabınız evetse;
- "Hafifliyorum" etkinliğine katılmak için, blogunuz-web sayfanız varsa; sağdaki logonun altında yer alan etkinlik kodunu alıp sayfanıza yerleştirmeniz,
- 1 Mart 2012 tarihinde "Hafifliyorum1: Diyet Geçmişim" başlığı ile hikâyenizi blogunuz veya web sayfanızda yayınlamanız (benim gibi daha önce yayınlayanlar, o gün bir kez daha yayınlasınlar lütfen) ve yazınızın linkini ipkery@gmail.com adresine göndermeniz gerekmekte...
- Gelen tüm yazıların adresleri 2 Mart tarihinde bu blogda yayınlanacak.
Ve tüm bunların sonucunda da, "hafiflemek"; önce duygularımızda, sonra da tartıda :)
Etkinliğe katılan herkese şimdiden teşekkürler...
not1: yazıya başlarkenki cümlemi tekrar okudum da, ""kilo verince..." diye kurduğum ne çok cümle oldu" dedim kendi kendime:
- "kilo verince....... yapacağım",
- "kilo verince...... alacağım",
- "kilo verince, falancaya........diyeceğim"
...belki bundan sonraki etkinliği alacak arkadaşım böyle bir konu seçer :)
not2: bu konuya "kimler geldi kimler geçti"den başka bir parçanın eşlik etmesi düşünülemezdi, değil mi?
:)
*etkinlik başlığını "Hafifliyorum1: Diyet Geçmişim" olarak yazalım. "Hafifliyorum"; hem ruh, hem beden olarak arındığımızı sembolize etsin istedim. Dilerseniz, sonraki etkinliklerde değiştirebiliriz..
17 Şubat 2012 Cuma
Biz de 'etkinlik' yapalım mı?
"diyetgunlugum" Meltem'e diyetisyeni ödev vermiş; bugüne kadar yaptığı tüm diyetleri yazmasını istemiş ondan...
Bilmişim_gibi_dün_akşam_oturup_yazmıştım_ben_de_"diyet_özgeçmişim"i :)
"Amacım; hem geçmiş kilo verme yolculuğumdaki duraklarımı hatırlamak, hem de yapacağım çıkarımlarla yeni düzenimi şekillendirmekti. Şimdi bu listeden bir TOP 5 çıkartıp, başvuru kaynağı yapacağım..." diye yazdım Meltem'in sayfasına da...
Blogda "mimlenmek" olayı bana hiç cazip gelmemekle beraber, özellikle yemek bloglarındaki "elma etkinliği", "kestane etkinliği" gibi aktiviteler çok hoşuma gider. İsteyenin, istediği gibi katıldığı etkinlikler olduğundan belki de...
Biz de "diyet blogları" olarak; Meltem'in diyetisyeninin ödevinden yola çıkarak böyle bir şey yapabiliriz belki... İsteyen arkadaşlar, şimdiye kadar yaptıkları diyetleri paylaşabilirler bloglarında; hatta bir TOP 3 listesi de yapabilirler
not: arka fonda da "kimler geldi, hayatımdan kimler geçti" şarkısı olsun ama :)
16 Şubat 2012 Perşembe
Bitmeyen Şarkı
Bu akşam oturdum; hayatıma giren tüm diyet&beslenme modellerini yazdım. Eğlenceliydi aslında... Kimisini zor hatırladım, kimisinin iz bıraktığını gördüm. Arada unuttuklarım veya kısa süreli yapıp bıraktıklarımı da düşünürsek; hayatım diyetmiş benim... Bunu da bir kez daha teyid etmiş oldum!
* * *
Karbonhidrat Diyeti (1989): İlk diyetim. Üniversite mezuniyet yemeği için ilk defa diyet yaptım. Elimde hangi besin kaç ünite hesaplamalarıyla dolaştım çünkü diyor ki bu sistemde: "Normal bir insanın günlük alması gereken karbonhidrat ünite miktarı 70- 75 arasındadır. Her gün bu miktarda karbonhidrat alan kişi kilosunu dengede tutar ve şişmanlamaz. 70 ünitenin altında karbonhidrat alan kişi ise kilo verir. Karbonhidrat üniteniz 40-50 ünite arasında kaldığı sürece inmek istediğiniz kiloya kolayca erişebilirsiniz..." Kilo verdim ama salatalığı bile sınırlı yemek zorunda olmak sinir bir durum...
Muzaffer Kuşhan Diyeti: Babamın da kilolarıyla başı dertteydi. Aldığı bu kitabı kaç kere hatmettim kimbilir... O dönemde "ARA ÖĞÜN" yoktu. 15 günlük listeyi dönem dönem yapmıştım... Hatta düğünüm için de, sonrasında da...
Lahana Diyeti: Çorbanın kokusunu hiç unutmadım...
İsveç Diyeti: Hayatımdaki en büyük saçmalık...
2 Günlük Karbonhidrat Diyeti: Sadece sebzenin olduğu, vücudu-metabolizmayı sarsma diyeti...
2 Günlük Protein Diyeti: Sadece et ve salatanın olduğu, vücudu-metabolizmayı sarsma diyeti...
Montignac Diyeti (1997-1998): Diyeti anlatan kitabını almakla yetinmeyip, yanında Montignac'a uygun yemek tariflerinin de verildiği kitabı da aldığım; diyet kitabını biraz, yemek kitabını hiç kullanmadığım program.""Yiyerek zayıflama" sloganıyla kilolu insanları cezbetmeyi başaran Montignac diyeti, ünlü beslenme uzmanı Michael Montignac'ın geliştirdiği ve kendi adını verdiği bir diyet..." diye alıntı yapayım. Detayları unuttum çoktan...
Amerikan Kalp Vakfı Diyeti (1998): Sabah kahvaltısında fıstık ezmesi ve greyfurt, akşamları da dondurma olan meşhur 3 günlük diyet. 3 gün diyet, 4 gün dikkatli beslenme ile devam etmiş ve güzel kilo vermiştim bir dönem bu diyetle...
ARA ÖĞÜN YOK.
South Beach Diyeti (2002): Alıntı: "Diyetin 2 hafta süren ilk bölümünde meyve ve ekmek gibi bazı besinleri mönönüzden çıkarıyorsunuz, ikinci evrede ise bu besinleri yavaş yavaş programa dahil etmeye başlıyorsunuz. 2. evrede şarap, ekmek hatta çikolata bile serbest. İdeal kilonuza ulaşana kadar devam edeceğiniz bu evrenin ardından ömür boyu sürecek üçüncü bölüm geliyor..." İkinci evrede "pes" demiştim...
Dyt. Güzin Çaltı Programı (2005): Her zaman sevgiyle andığım; beni ARA ÖĞÜN ve DEĞİŞİM LİSTELERİ ile tanıştıran diyetisyenim. Yaklaşık 13 kg. verdim. 1 sene gibi uzun bir zamanda geri aldım.
DKZ Programı (2007): "Acıkınca Ye, doyunca Bırak" mantığı ile bütün diyetleri reddeden sistem. Sonuç aldım ama midemin hassasiyeti sebebiyle devam edemedim.
ARA ÖĞÜN YOK
Akupunktur (2008): Uzun yıllar reddettim, sonra "denememiş olmayayım" diye 10 seanslık paket aldım, 2 veya 3 seansdan sonra bıraktım. Neyse ki, kalan ücreti iade ettiler.
3 ANA, 2 ARA ÖĞÜN
Ahmet Maranki Arınma Programı (2009) (2010): 1 haftalık arınma programında; tüm hayvansal gıdaları, siyah çay ve kahveyi, şeker-un-tuzu hayatınızdan çıkartıyorsunuz.
Sabahları 1 saat esneme ve jimnastikten sonra çiğ sebze ve meyve suyu ile kahvaltı yapıyor, öğle ve akşam yemeklerinde sadece sebze ve baklagillerden yapılmış yemeklerden "yeterince" yiyiyor, aralarda bolca -isterseniz- ballı, limonlu yeşil çay içiyor, ikindide kuru meyve ve çiğ badem, fındık ile ara öğün yapabiliyorsunuz. Tatlı olarak; mesela bal ile pişmiş, tahin-cevizli kabak tatlısı veya cevizli incir tatlısı da 1-2 öğünde bonus olarak yenebiliyor...
Arınma programının bitiminde de; bilinçli ve sağlıklı beslenmeyi seçmeniz, doğal ürünleri-mevsimindeki sebze ve meyveleri tercih etmeniz, rafine edilmiş hiçbir ürünü evinize sokmamanız, kuzu eti- köy tavuk ve yumurtası- keçi peyniri ve sütü- ev yoğurdu- doğal ekmek tüketmeniz (bulamıyorsanız tüketmemeniz) öneriliyor. Detaylı bilgi sitesinde...
ARA ÖĞÜN YOK
MPG Programı (2009): Sevgili Mehtap Hoca'nın Programı. 2009'da oluşturduğu sınıf ve yayınladığı listeler ile 12 kg. kadar verdim. 2010'da tekrar grup oluşturdu, yeni listeler verdi. Blogunda pek çok başarı hikayesi var. Bütün bilgilere buradan ulaşabilirsiniz.
3 ANA, 2 VEYA 3 ARA ÖĞÜN
Kuantum Terapi (2010): Bel fıtığımı tedavi için gittim "ağrı tedavi merkezi"ne, Uzm. Dr. Erhan Özer'e... Gıda Intoleransı testiyle beraber "Bioenerji Regülasyon Tedavisi; Quantumtherapi"ye başladım. DKZ'ye benzettiğim ve beğendiğim bir sistem. İlgilenenler için verilen önerileri daha sonra yazacağım.
ARA ÖĞÜN YOK
Karboksipunktur (2011): Dr. Fevzi Özgönül'ün programı. Karatay Diyeti ile çok benziyor. 15 seanslık paketten hâlâ alacaklı olduğum seanslarım var.
ARA ÖĞÜN YOK
90 Gün Diyeti (2011-2012) : 90 gün sürmesi gereken, sabah kahvaltısını sadece meyve veya meyve suyu ile yapacağınız, 4 günlük döngülerle her gün farklı bir besin grubunu (Sırayla; Protein, Nişasta, Karbonhidrat, Meyve) tüketeceğiniz, her 29. gün ise sadece su ve bitki çaylarına izin verilen diyet modeli. 43 gün yaptım ve yaklaşık 7 kilo verdim. Araya sosyal hayat girince devam edemedim ama eğlenceliydi... Tüm bilgiler burada
(ACIKILIRSA)ARA ÖĞÜN OLARAK MEYVE VE -AZ-ÇİĞ BADEM-FINDIK VAR
Kendi Diyet Listemi Kendim Yaptım Programı: Özgürleşmek adına, tek bir listeye bağlı kalmadan; ortam, şartlar ve psikolojime göre hareket etmeye ve liste oluşturmaya karar verdim. Henüz oluşturma ve deneme aşamasındayım. Yukarıda sayılan modellerin bazılarını değişmeli olarak ve belki bazı farklılıklarla uygulamayı planlıyorum.
2 gündür; 3 ana ve 2 ara öğün yaparak, kalori hesaplamadan, değişim listeleri üzerinden gidiyorum. 1 hafta sonra tartılacak ve net kararımı ondan sonra vereceğim...
* * *
Karbonhidrat Diyeti (1989): İlk diyetim. Üniversite mezuniyet yemeği için ilk defa diyet yaptım. Elimde hangi besin kaç ünite hesaplamalarıyla dolaştım çünkü diyor ki bu sistemde: "Normal bir insanın günlük alması gereken karbonhidrat ünite miktarı 70- 75 arasındadır. Her gün bu miktarda karbonhidrat alan kişi kilosunu dengede tutar ve şişmanlamaz. 70 ünitenin altında karbonhidrat alan kişi ise kilo verir. Karbonhidrat üniteniz 40-50 ünite arasında kaldığı sürece inmek istediğiniz kiloya kolayca erişebilirsiniz..." Kilo verdim ama salatalığı bile sınırlı yemek zorunda olmak sinir bir durum...
Muzaffer Kuşhan Diyeti: Babamın da kilolarıyla başı dertteydi. Aldığı bu kitabı kaç kere hatmettim kimbilir... O dönemde "ARA ÖĞÜN" yoktu. 15 günlük listeyi dönem dönem yapmıştım... Hatta düğünüm için de, sonrasında da...
Lahana Diyeti: Çorbanın kokusunu hiç unutmadım...
İsveç Diyeti: Hayatımdaki en büyük saçmalık...
2 Günlük Karbonhidrat Diyeti: Sadece sebzenin olduğu, vücudu-metabolizmayı sarsma diyeti...
2 Günlük Protein Diyeti: Sadece et ve salatanın olduğu, vücudu-metabolizmayı sarsma diyeti...
Montignac Diyeti (1997-1998): Diyeti anlatan kitabını almakla yetinmeyip, yanında Montignac'a uygun yemek tariflerinin de verildiği kitabı da aldığım; diyet kitabını biraz, yemek kitabını hiç kullanmadığım program.""Yiyerek zayıflama" sloganıyla kilolu insanları cezbetmeyi başaran Montignac diyeti, ünlü beslenme uzmanı Michael Montignac'ın geliştirdiği ve kendi adını verdiği bir diyet..." diye alıntı yapayım. Detayları unuttum çoktan...
Amerikan Kalp Vakfı Diyeti (1998): Sabah kahvaltısında fıstık ezmesi ve greyfurt, akşamları da dondurma olan meşhur 3 günlük diyet. 3 gün diyet, 4 gün dikkatli beslenme ile devam etmiş ve güzel kilo vermiştim bir dönem bu diyetle...
ARA ÖĞÜN YOK.
South Beach Diyeti (2002): Alıntı: "Diyetin 2 hafta süren ilk bölümünde meyve ve ekmek gibi bazı besinleri mönönüzden çıkarıyorsunuz, ikinci evrede ise bu besinleri yavaş yavaş programa dahil etmeye başlıyorsunuz. 2. evrede şarap, ekmek hatta çikolata bile serbest. İdeal kilonuza ulaşana kadar devam edeceğiniz bu evrenin ardından ömür boyu sürecek üçüncü bölüm geliyor..." İkinci evrede "pes" demiştim...
Dyt. Güzin Çaltı Programı (2005): Her zaman sevgiyle andığım; beni ARA ÖĞÜN ve DEĞİŞİM LİSTELERİ ile tanıştıran diyetisyenim. Yaklaşık 13 kg. verdim. 1 sene gibi uzun bir zamanda geri aldım.
DKZ Programı (2007): "Acıkınca Ye, doyunca Bırak" mantığı ile bütün diyetleri reddeden sistem. Sonuç aldım ama midemin hassasiyeti sebebiyle devam edemedim.
ARA ÖĞÜN YOK
Akupunktur (2008): Uzun yıllar reddettim, sonra "denememiş olmayayım" diye 10 seanslık paket aldım, 2 veya 3 seansdan sonra bıraktım. Neyse ki, kalan ücreti iade ettiler.
3 ANA, 2 ARA ÖĞÜN
Ahmet Maranki Arınma Programı (2009) (2010): 1 haftalık arınma programında; tüm hayvansal gıdaları, siyah çay ve kahveyi, şeker-un-tuzu hayatınızdan çıkartıyorsunuz.
Sabahları 1 saat esneme ve jimnastikten sonra çiğ sebze ve meyve suyu ile kahvaltı yapıyor, öğle ve akşam yemeklerinde sadece sebze ve baklagillerden yapılmış yemeklerden "yeterince" yiyiyor, aralarda bolca -isterseniz- ballı, limonlu yeşil çay içiyor, ikindide kuru meyve ve çiğ badem, fındık ile ara öğün yapabiliyorsunuz. Tatlı olarak; mesela bal ile pişmiş, tahin-cevizli kabak tatlısı veya cevizli incir tatlısı da 1-2 öğünde bonus olarak yenebiliyor...
Arınma programının bitiminde de; bilinçli ve sağlıklı beslenmeyi seçmeniz, doğal ürünleri-mevsimindeki sebze ve meyveleri tercih etmeniz, rafine edilmiş hiçbir ürünü evinize sokmamanız, kuzu eti- köy tavuk ve yumurtası- keçi peyniri ve sütü- ev yoğurdu- doğal ekmek tüketmeniz (bulamıyorsanız tüketmemeniz) öneriliyor. Detaylı bilgi sitesinde...
ARA ÖĞÜN YOK
MPG Programı (2009): Sevgili Mehtap Hoca'nın Programı. 2009'da oluşturduğu sınıf ve yayınladığı listeler ile 12 kg. kadar verdim. 2010'da tekrar grup oluşturdu, yeni listeler verdi. Blogunda pek çok başarı hikayesi var. Bütün bilgilere buradan ulaşabilirsiniz.
3 ANA, 2 VEYA 3 ARA ÖĞÜN
Kuantum Terapi (2010): Bel fıtığımı tedavi için gittim "ağrı tedavi merkezi"ne, Uzm. Dr. Erhan Özer'e... Gıda Intoleransı testiyle beraber "Bioenerji Regülasyon Tedavisi; Quantumtherapi"ye başladım. DKZ'ye benzettiğim ve beğendiğim bir sistem. İlgilenenler için verilen önerileri daha sonra yazacağım.
ARA ÖĞÜN YOK
Karboksipunktur (2011): Dr. Fevzi Özgönül'ün programı. Karatay Diyeti ile çok benziyor. 15 seanslık paketten hâlâ alacaklı olduğum seanslarım var.
ARA ÖĞÜN YOK
90 Gün Diyeti (2011-2012) : 90 gün sürmesi gereken, sabah kahvaltısını sadece meyve veya meyve suyu ile yapacağınız, 4 günlük döngülerle her gün farklı bir besin grubunu (Sırayla; Protein, Nişasta, Karbonhidrat, Meyve) tüketeceğiniz, her 29. gün ise sadece su ve bitki çaylarına izin verilen diyet modeli. 43 gün yaptım ve yaklaşık 7 kilo verdim. Araya sosyal hayat girince devam edemedim ama eğlenceliydi... Tüm bilgiler burada
(ACIKILIRSA)ARA ÖĞÜN OLARAK MEYVE VE -AZ-ÇİĞ BADEM-FINDIK VAR
Kendi Diyet Listemi Kendim Yaptım Programı: Özgürleşmek adına, tek bir listeye bağlı kalmadan; ortam, şartlar ve psikolojime göre hareket etmeye ve liste oluşturmaya karar verdim. Henüz oluşturma ve deneme aşamasındayım. Yukarıda sayılan modellerin bazılarını değişmeli olarak ve belki bazı farklılıklarla uygulamayı planlıyorum.
2 gündür; 3 ana ve 2 ara öğün yaparak, kalori hesaplamadan, değişim listeleri üzerinden gidiyorum. 1 hafta sonra tartılacak ve net kararımı ondan sonra vereceğim...
15 Şubat 2012 Çarşamba
"Kendi Diyet Listemi Kendim Yaptım Programı"
3 günlük "Azottan Arınma Programı" bitti şükür... Bunu arada bir tekrarlayacağım ama zaman ve sıklığını bilmiyorum henüz.
Bu yazdığım cümleden de anlaşılacağı gibi; bundan sonraki süreçte "Kendi Diyet Listemi Kendim Yaptım Programı"nı uygulamaya koymaya karar verdim: "Mantık" ve "Nefsine Karşı Tetikte Olan Akıllı Bir Midenin" işbirliği içinde olacağı bir program yapacağım kendime.
İnternetten takip ettiğim -başta Mehtap Hoca olmak üzere- uzmanlar, blogger arkadaşların tecrübeleri, daha evvelki diyetisyen ve doktor maceralarımdan süzdüklerim, notlarım, başarılarım-başarısızlıklarım; hepsi bana rehberlik yapacaklar. Fakat yolumu kendim çizeceğim! Bana "bugün çorba içmeyeceksin" diyen listenin dediğini yapamadığım için suçluluk duymayacağım! Canım çorba istediyse içeceğim ama o öğündeki veya başka bir öğündeki başka bir şeyle dengeleyeceğim. -Metabolizmayı sarsma zamanları hariç- motamot liste uygulaması yok artık.
Elbette uzman değilim ama çok okurum, araştırırım. E, bi de yaklaşık 25 senenin deneyimi var. Deneme-yanılmayla geçen 25 yıl! En azından neleri yapmayacağımı biliyorum :) Bütün hepsi harmanlandığında doğru yolu bulacağımı umuyorum.
Şimdilik bu kadar.
Bu yazdığım cümleden de anlaşılacağı gibi; bundan sonraki süreçte "Kendi Diyet Listemi Kendim Yaptım Programı"nı uygulamaya koymaya karar verdim: "Mantık" ve "Nefsine Karşı Tetikte Olan Akıllı Bir Midenin" işbirliği içinde olacağı bir program yapacağım kendime.
İnternetten takip ettiğim -başta Mehtap Hoca olmak üzere- uzmanlar, blogger arkadaşların tecrübeleri, daha evvelki diyetisyen ve doktor maceralarımdan süzdüklerim, notlarım, başarılarım-başarısızlıklarım; hepsi bana rehberlik yapacaklar. Fakat yolumu kendim çizeceğim! Bana "bugün çorba içmeyeceksin" diyen listenin dediğini yapamadığım için suçluluk duymayacağım! Canım çorba istediyse içeceğim ama o öğündeki veya başka bir öğündeki başka bir şeyle dengeleyeceğim. -Metabolizmayı sarsma zamanları hariç- motamot liste uygulaması yok artık.
Elbette uzman değilim ama çok okurum, araştırırım. E, bi de yaklaşık 25 senenin deneyimi var. Deneme-yanılmayla geçen 25 yıl! En azından neleri yapmayacağımı biliyorum :) Bütün hepsi harmanlandığında doğru yolu bulacağımı umuyorum.
Şimdilik bu kadar.
13 Şubat 2012 Pazartesi
iç ses ayarlarıyla oynamamak lazım...
Bugün annemin misafirleri için peynirli poğaça ve kek yaptım. Poğaçaları fırından çıkardığımda saat 11:30 gibiydi... Hiç öyle mis gibi falan kokmadı ama farklı bir tarif denediğim için tadına bakmam gerekiyordu ve 1 saat öncesinde ara öğünümü yemiş olmama rağmen; bir ısırık aldım, sonra bir daha... "Hmm, güzel olmuş; devam..." derken, neredeymiş; iç sesim çıktı geldi:
- Canım, n'apıyorsun? Tadına baktın, beğendin. Görevin bitti, hepsini bitirmek zorunda değilsin ki...
- Ama yarım mı kalsın, günah!
- Hayır canım! Günah değil. Hem çöpe atmayacaksın. Sar ve öğleden sonraki ara öğününde yemek için kaldır. Listende var zaten; 1 ev yapımı peynirli poğaça veya kek...
- Doğru söylüyorsun. Eh, madem; ara öğünümde yerim...
Canım iç sesim ya... Sen olmasan ben neylerim*?
*Bazen bir bakıyorum; aslında canım istememesine rağmen elimdekini, tabağımdakini yemiş bitirmişim. Ne zaman yedim, neden yedim hatırlamıyorum. Yeme eylemi bitip de kendime geldiğimde ise, iş işten geçmiş oluyor! İşte o zaman da bir pişmanlık ve kızgınlık... Çünkü onu yemeyi ben istemedim, benim içimdeki başka biri O ! Eğer iç ses o anda devreye girer ve ben ona kulaklarımı kapatmazsam, sonuç böyle sulh ve mutluluk verici oluyor. Yok, gözü dönmüş nefsim onun ayarlarını bozmuş ve devre dışı bırakmışsa; vay halime...
* * *
Öğle ve akşam yemeklerinde hayvansal protein olmadan, daha da önemlisi akşam yemeğinden sonra çayın yanında bir şey yemeden geçen 2. gün de bitti. Yarın bu programı tamamladıktan sonra yola nasıl devam edeceğime karar vereceğim.
Mehtap'ın II. Dönem Listelerini tekrar kontrol ediyorum. 2. Listesinde; yani benim yarından sonra devam etmem gereken listede, kafama takılan yerler var... Sorabilir ve cevap alabilirsem -ki bu aralar oradaki olumsuz hava koşulları altında çok yoğun çalıştığını yazmıştı; zaman ayırıp cevaplayabilir mi, bilmem- o listeyle devam edebilirim. Bakalım...
- Canım, n'apıyorsun? Tadına baktın, beğendin. Görevin bitti, hepsini bitirmek zorunda değilsin ki...
- Ama yarım mı kalsın, günah!
- Hayır canım! Günah değil. Hem çöpe atmayacaksın. Sar ve öğleden sonraki ara öğününde yemek için kaldır. Listende var zaten; 1 ev yapımı peynirli poğaça veya kek...
- Doğru söylüyorsun. Eh, madem; ara öğünümde yerim...
Canım iç sesim ya... Sen olmasan ben neylerim*?
*Bazen bir bakıyorum; aslında canım istememesine rağmen elimdekini, tabağımdakini yemiş bitirmişim. Ne zaman yedim, neden yedim hatırlamıyorum. Yeme eylemi bitip de kendime geldiğimde ise, iş işten geçmiş oluyor! İşte o zaman da bir pişmanlık ve kızgınlık... Çünkü onu yemeyi ben istemedim, benim içimdeki başka biri O ! Eğer iç ses o anda devreye girer ve ben ona kulaklarımı kapatmazsam, sonuç böyle sulh ve mutluluk verici oluyor. Yok, gözü dönmüş nefsim onun ayarlarını bozmuş ve devre dışı bırakmışsa; vay halime...
* * *
Öğle ve akşam yemeklerinde hayvansal protein olmadan, daha da önemlisi akşam yemeğinden sonra çayın yanında bir şey yemeden geçen 2. gün de bitti. Yarın bu programı tamamladıktan sonra yola nasıl devam edeceğime karar vereceğim.
Mehtap'ın II. Dönem Listelerini tekrar kontrol ediyorum. 2. Listesinde; yani benim yarından sonra devam etmem gereken listede, kafama takılan yerler var... Sorabilir ve cevap alabilirsem -ki bu aralar oradaki olumsuz hava koşulları altında çok yoğun çalıştığını yazmıştı; zaman ayırıp cevaplayabilir mi, bilmem- o listeyle devam edebilirim. Bakalım...
12 Şubat 2012 Pazar
Ve nihayet...
"Şu azottan arınamadım gitti" diye düşünerek kalktım yataktan... "Pazar kahvaltısını atlatırsan, başaracaksın demektir" diye de kendime moral mi, ne olduğu belli olmayan gaz verdim!
Sonrasında peş peşe gelen etkenlerle; evet, pazar kahvaltısını hasarsız atlattım ve klasik ve "normal" ölçülerde bir kahvaltı yaptım.
Nasıl oldu bu? En önemli etken hem akşamki yediklerimden, hem de malum dönemimin başlaması sebebiyle karnımın çok şiş olması. İkinci olarak da yine dönemsel hassasiyetten olsa gerek, kokuların hiç iyi gelmemesi ve mide bulantısı... Ne güzel arada böyle "narin bir yapım varmış gibi" hissetmek!
Ve nihayet hiç falsosuz bir şekilde günü tamamladım, uzun bir aradan sonra. Kısacası mutluyum :)
Sonrasında peş peşe gelen etkenlerle; evet, pazar kahvaltısını hasarsız atlattım ve klasik ve "normal" ölçülerde bir kahvaltı yaptım.
Nasıl oldu bu? En önemli etken hem akşamki yediklerimden, hem de malum dönemimin başlaması sebebiyle karnımın çok şiş olması. İkinci olarak da yine dönemsel hassasiyetten olsa gerek, kokuların hiç iyi gelmemesi ve mide bulantısı... Ne güzel arada böyle "narin bir yapım varmış gibi" hissetmek!
Ve nihayet hiç falsosuz bir şekilde günü tamamladım, uzun bir aradan sonra. Kısacası mutluyum :)
11 Şubat 2012 Cumartesi
Son kaçamak gününden özet
Cuma 'şaşkınlığı'ndan sonra bugün evden çıkana kadar her şey kontrol altındaydı, hem de hiç falsosuz.
Akşam üzeri 18.30 gibi çıktık. Yemek seçimini çocuklara bıraktık. İçimden dua ettim, hiç olmazsa salata yiyebileceğim bir yer olsun diye; "mantıcı" seçtiler, iyi mi?
Mantı ve çiğ börek seçeneğine mecburken ve Allah da biliyor ya; gönlüm "çiğ börek"den yana epeyce kaymışken, neyse ki son anda menüde "meraklısına" içli köfte bulundurdukları geldi aklıma... Kızartma ama diğerlerine göre nispeten daha masumdu. 2 köfte ve 1 ayranla yemek faslı başarılı geçti denilebilir. Bu arada eşim kendi mantısından "bağrış çağrış" 2 kaşık ikram etti, sağolsun!!!
Sonraki durak "tatlıcı" oldu! Eşimin tüm ısrar ve tehditlerine (!) rağmen kendime tatlı söylemediğim gibi, onun tabağında bana ayırdığı 2 dilim baklavayı da kendisine iade ettim. Masaya tanıtım amacıyla getirdikleri "çıtır kabak tatlısı"ndan aldığım bir çatalla, 2 bardak çayımı içtim.
Ve sonrasındaki sinema durağımızda affetmedim; orta boy mısırın hepsini, tek başıma bitirdim ve bir pop-corn canavarı olduğumu ispatladım!
Eve geldik, yasemin çayı yaptım; mideleri sakinleştirsin diye. Sakinleşirken bir parça ince yaprak naneli çikolata da iyi geldi çayın yanında, serin serin!!!
Yatakta uzun süre döndüm durdum; 2 tane mide ilacı almadan da uyuyamadım!
Akşam üzeri 18.30 gibi çıktık. Yemek seçimini çocuklara bıraktık. İçimden dua ettim, hiç olmazsa salata yiyebileceğim bir yer olsun diye; "mantıcı" seçtiler, iyi mi?
Mantı ve çiğ börek seçeneğine mecburken ve Allah da biliyor ya; gönlüm "çiğ börek"den yana epeyce kaymışken, neyse ki son anda menüde "meraklısına" içli köfte bulundurdukları geldi aklıma... Kızartma ama diğerlerine göre nispeten daha masumdu. 2 köfte ve 1 ayranla yemek faslı başarılı geçti denilebilir. Bu arada eşim kendi mantısından "bağrış çağrış" 2 kaşık ikram etti, sağolsun!!!
Sonraki durak "tatlıcı" oldu! Eşimin tüm ısrar ve tehditlerine (!) rağmen kendime tatlı söylemediğim gibi, onun tabağında bana ayırdığı 2 dilim baklavayı da kendisine iade ettim. Masaya tanıtım amacıyla getirdikleri "çıtır kabak tatlısı"ndan aldığım bir çatalla, 2 bardak çayımı içtim.
Ve sonrasındaki sinema durağımızda affetmedim; orta boy mısırın hepsini, tek başıma bitirdim ve bir pop-corn canavarı olduğumu ispatladım!
Eve geldik, yasemin çayı yaptım; mideleri sakinleştirsin diye. Sakinleşirken bir parça ince yaprak naneli çikolata da iyi geldi çayın yanında, serin serin!!!
Yatakta uzun süre döndüm durdum; 2 tane mide ilacı almadan da uyuyamadım!
10 Şubat 2012 Cuma
üşenme, vazgeçme ama erteleyebilirsin...
Gün bitti! El ayak çekildi ama ben 2 satır yazmadan yatmayacağım. Çünkü bu blogun varoluş sebebine ihtiyacım var şu anda...
Kendimi yabancı filmlerdeki bağımlıların terapi gruplarında konuşma yapıyor gibi hissediyorum. Loş bir oda, daire biçiminde düzenlenmiş sandalyelerine oturmuş bir grup... Herkes sırayla öyküsünü anlatıyor ve itiraf ediyor; "ben bağımlıyım..." !
Saat 18.30'a kadar her şey normaldi. Aslında akşam üzeri toplantı uzamasaydı, çocukların dişçi randevusu da geç saatlere sarkmayacak ve ben de bu kadar acıkmayacaktım.
Hafta sonları bizdeki sofralar biraz daha özel olabiliyor zaman zaman çünkü yatılı çocuklarımız evde oluyorlar. Bu akşam da balık yapacağız, babaanne ve dedemiz de davetli... Sofraya oturmamız 19.30'u buluyor, iyice acıkıyorum. Servis yapıyorum ama amacım kendimi unutturup balık yememek; çünkü 3 gün protein yooookkkk! Salata ile başlıyorum, ikide bir unutulmuş bir şeyler var gibi kalkıyorum sofradan ama ne büyük oğlumun, ne de eşimin gözünden ve dilinden kurtulamıyorum. Misafir de var; ayıp! Oturup bir güzel balık yiyiyorum (biiiiiiiirrr)...
Bu kadar mı? Hayır!
Ortanca oğlum soruyor; "anne çayın yanında tatlı ne var?" E, alıştı çocuk her hafta geldiğinde değişik tatlılar bulmaya ama evde tatlı falan yok! N'olacak? Anne kalkacak, "yalan dünya" dizisinin özeti bitmeden; bi acele evde bulduğu en kolay malzemeden tatlı yaparak çocukların beklentisini boşa çıkarmayacak: Bol cevizli un helvası... Her zamanki gibi elinin ayarı olmadığından; 5 kişilik diye başladığı tatlı tencereden taşacak, alt-üst ve yan komşulara da ikram edilecek.
"Aferin de; oğlun istedi yaptın, konu komşuya da ikram ettin de sen ne diye yersin?" diye sormazlar mı insana... (ikiiiiiiiiii)
Sormasınlar. Cevabım yok çünkü...
Ya da cevabım şu olabilir mi; "ben bağımlıyım..."
Ve yarın akşam için eşim plan yapıyor; önce yemek yiyelim, sonra sinemaya gidelim diye... (üüüüüçççççç)
Kısacası; yandı gülüm keten helva!
not 1: "Bir anne, ve bir es icin, boyle dietler bence biraz imkansiz" diyen incebelli; kulakların çınlasın...
not 2: Selinka, sen programa devam et; ben bu gidişle 3 gün değil, 5-6 gün geriden sana yetişmeye çalışacağım :(((
not 3: "üşenme, erteleme, vazgeçme" miydi o kitabın adı?
Kendimi yabancı filmlerdeki bağımlıların terapi gruplarında konuşma yapıyor gibi hissediyorum. Loş bir oda, daire biçiminde düzenlenmiş sandalyelerine oturmuş bir grup... Herkes sırayla öyküsünü anlatıyor ve itiraf ediyor; "ben bağımlıyım..." !
Saat 18.30'a kadar her şey normaldi. Aslında akşam üzeri toplantı uzamasaydı, çocukların dişçi randevusu da geç saatlere sarkmayacak ve ben de bu kadar acıkmayacaktım.
Hafta sonları bizdeki sofralar biraz daha özel olabiliyor zaman zaman çünkü yatılı çocuklarımız evde oluyorlar. Bu akşam da balık yapacağız, babaanne ve dedemiz de davetli... Sofraya oturmamız 19.30'u buluyor, iyice acıkıyorum. Servis yapıyorum ama amacım kendimi unutturup balık yememek; çünkü 3 gün protein yooookkkk! Salata ile başlıyorum, ikide bir unutulmuş bir şeyler var gibi kalkıyorum sofradan ama ne büyük oğlumun, ne de eşimin gözünden ve dilinden kurtulamıyorum. Misafir de var; ayıp! Oturup bir güzel balık yiyiyorum (biiiiiiiirrr)...
Bu kadar mı? Hayır!
Ortanca oğlum soruyor; "anne çayın yanında tatlı ne var?" E, alıştı çocuk her hafta geldiğinde değişik tatlılar bulmaya ama evde tatlı falan yok! N'olacak? Anne kalkacak, "yalan dünya" dizisinin özeti bitmeden; bi acele evde bulduğu en kolay malzemeden tatlı yaparak çocukların beklentisini boşa çıkarmayacak: Bol cevizli un helvası... Her zamanki gibi elinin ayarı olmadığından; 5 kişilik diye başladığı tatlı tencereden taşacak, alt-üst ve yan komşulara da ikram edilecek.
"Aferin de; oğlun istedi yaptın, konu komşuya da ikram ettin de sen ne diye yersin?" diye sormazlar mı insana... (ikiiiiiiiiii)
Sormasınlar. Cevabım yok çünkü...
Ya da cevabım şu olabilir mi; "ben bağımlıyım..."
Ve yarın akşam için eşim plan yapıyor; önce yemek yiyelim, sonra sinemaya gidelim diye... (üüüüüçççççç)
Kısacası; yandı gülüm keten helva!
not 1: "Bir anne, ve bir es icin, boyle dietler bence biraz imkansiz" diyen incebelli; kulakların çınlasın...
not 2: Selinka, sen programa devam et; ben bu gidişle 3 gün değil, 5-6 gün geriden sana yetişmeye çalışacağım :(((
not 3: "üşenme, erteleme, vazgeçme" miydi o kitabın adı?
Şükür
Allah'ım;
bir işim olduğu ve işime gelebilecek sağlığım olduğu için binlerce kez şükürler olsun...
bir işim olduğu ve işime gelebilecek sağlığım olduğu için binlerce kez şükürler olsun...
9 Şubat 2012 Perşembe
Vazgeçtim...
"Vazgeçmek özgürlüktür..."
Bugün Ayşe Arman atmış bu başlığı yazısına. Okuyunca "hah!" dedim, "işte budur..."
'90 Gün Diyeti' maceramın ortasında gelen 6 günlük geziyle tüm düzenim alt üst oldu. Hatta 1 gün öncesini de sayarsam, 7 gün "off the diet" modundaydım. Çok yürüdüm ama kısıtlamadan yedim de... Döndük, 6 gün de çocuklarla bir yerlere gidildi; etti mi sana 13 gün... Pazartesi okullar açıldı, beklenen benim de normale dönmemdi. Fakat pazartesi sabahı eşimin yurtdışından gelecek iş arkadaşlarının ziyareti eşliye dönünce, 3 gün eşleriyle ilgilenmek bana düştü; yine her şey iptal!
Toplamda16 gün no diet!
Bu sabah nihayet kendimle baş başa kaldım. Tartıya çıkmak istemedim, göreceğim rakam beni birkaç ay daha bu sahalardan uzak tutabilirdi! "Tartılmayacağım ama yola devam" kararı aldım.
Yola devam ama nasıl?
16 gün aradan sonra 90 Gün Diyeti'ne devam etmek çok saçma geldi. "Bu diyette minik bozmalarda kaldığın yerden devam ediyorsun ama bu koca bir delik oldu, sistem tamamen bozuldu. Zaten 1 ay sonra tamamen sona erecekti, sen şimdi bitir; yap-boza dönmesin" diyen bir ses...
Ama bir yandan da "o kadar yol katettin, emek verdin ve o kadar da güzel neticeler aldın. Şimdi hepsini arşive mi göndereceksin?" diyen başka bir ses de içimde...
İşte bu sabah bir yandan işe gitmek için hazırlanıyorum; diğer yandan da kahvaltı mı etsem, yoksa 90 Gün Diyeti klasiği sabah kahvaltısı için portakal suyu mu hazırlasam diye düşünüyorum.
Of ben zaten kararsızın tekiyim, şimdi bir şey olmalı ve doğru kararı vermeliyim diye kıvranırken; gazetelere attım elimi, sayfaları hızlıca çevirirken o başlık : Vazgeçmek özgürlüktür...
Yazının içeriğini okumadım bile... Gazeteyi kapattım ve kendime bir bardak yeşil çay doldurdum, bir dilim kızarmış ekmek, peynir, zeytin, vs. ile klasik bir kahvaltı yaptım; mutlu, mesut, huzurlu...
Vazgeçtim ve "90 Gün Diyeti" maceramı bitirdim.
Yarından itibaren 3 günlük azottan arınma programı ile MPG Programı'nın II. Dönem Listeleri'ne başlıyorum.
Hayırlı, uğurlu olsun!
...
Bugün Ayşe Arman atmış bu başlığı yazısına. Okuyunca "hah!" dedim, "işte budur..."
'90 Gün Diyeti' maceramın ortasında gelen 6 günlük geziyle tüm düzenim alt üst oldu. Hatta 1 gün öncesini de sayarsam, 7 gün "off the diet" modundaydım. Çok yürüdüm ama kısıtlamadan yedim de... Döndük, 6 gün de çocuklarla bir yerlere gidildi; etti mi sana 13 gün... Pazartesi okullar açıldı, beklenen benim de normale dönmemdi. Fakat pazartesi sabahı eşimin yurtdışından gelecek iş arkadaşlarının ziyareti eşliye dönünce, 3 gün eşleriyle ilgilenmek bana düştü; yine her şey iptal!
Toplamda16 gün no diet!
Bu sabah nihayet kendimle baş başa kaldım. Tartıya çıkmak istemedim, göreceğim rakam beni birkaç ay daha bu sahalardan uzak tutabilirdi! "Tartılmayacağım ama yola devam" kararı aldım.
Yola devam ama nasıl?
16 gün aradan sonra 90 Gün Diyeti'ne devam etmek çok saçma geldi. "Bu diyette minik bozmalarda kaldığın yerden devam ediyorsun ama bu koca bir delik oldu, sistem tamamen bozuldu. Zaten 1 ay sonra tamamen sona erecekti, sen şimdi bitir; yap-boza dönmesin" diyen bir ses...
Ama bir yandan da "o kadar yol katettin, emek verdin ve o kadar da güzel neticeler aldın. Şimdi hepsini arşive mi göndereceksin?" diyen başka bir ses de içimde...
İşte bu sabah bir yandan işe gitmek için hazırlanıyorum; diğer yandan da kahvaltı mı etsem, yoksa 90 Gün Diyeti klasiği sabah kahvaltısı için portakal suyu mu hazırlasam diye düşünüyorum.
Of ben zaten kararsızın tekiyim, şimdi bir şey olmalı ve doğru kararı vermeliyim diye kıvranırken; gazetelere attım elimi, sayfaları hızlıca çevirirken o başlık : Vazgeçmek özgürlüktür...
Yazının içeriğini okumadım bile... Gazeteyi kapattım ve kendime bir bardak yeşil çay doldurdum, bir dilim kızarmış ekmek, peynir, zeytin, vs. ile klasik bir kahvaltı yaptım; mutlu, mesut, huzurlu...
Vazgeçtim ve "90 Gün Diyeti" maceramı bitirdim.
Yarından itibaren 3 günlük azottan arınma programı ile MPG Programı'nın II. Dönem Listeleri'ne başlıyorum.
Hayırlı, uğurlu olsun!
...
5 Şubat 2012 Pazar
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
